Genel kültür ile medeniyet arasında nasıl bir ilişki olduğunun ve birbirlerinin oluşumlarına nasıl etki ettiklerinin anlaşılabilmesi için öncelikle bu kavramların anlaşılması gerekmektedir.
Genel Kültürün Tanımı
Genel kültür, toplumların tarihsel süreç içerisinde yapıp ettikleri her türlü maddi ve manevi değeri kapsamaktadır. Kültürü oluşturan pek çok faktör vardır. Coğrafi, tarihi, siyasi, ekonomik gibi farklı faktörler, farklı kültürlerin de oluşmasının nedenidir. Özellikle coğrafi koşulların farklılığı ekonomik etkinlikleri belirler. Ekonomi siyaseti ve siyaset de, aile, din, eğitim gibi alanları etkiler ve biçimlendirir.

Medeniyetin Tanımı
Medeniyet kavramı 19.yy’dan beri kullanılan bir kavramdır. 1940’lı yıllardan sonra medeniyet kavramı yerine uygarlık kavramı kullanılmaya başlanmıştır. Medeniyet, bir toplumun hayat tarzı, bilgi seviyesi, maddi ve manevi vasıflarının tümüdür. Ayrıca medeniyet, şehirlilik anlamında da kullanılmaktadır. Ülkemizde ise medeniyet kavramının genellikle batı anlamında kullanıldığı görülmektedir.

Kültür ve Medeniyet Arasındaki İlişki
Medeniyet ile kültür arasındaki ilişkiye bakıldığında, medeniyetin bir kültür olgusu olarak ortaya çıktığını savunan görüşler vardır. Buradaki temel problem, bazı kültürler medeniyet oluştururken diğer kültürlerin bunu başaramıyor olmasıdır.

Alman antropolog Thurnwald; ‘’Medeniyet, birikmiş bir bilgi ve teknik vasıtalara sahip olmayı ifade eder.’’ demiştir.

Ziya Gökalp de kültürü sınıflandırır. Ona göre hars (kültür); her toplumda kendine özgü olan, o toplumu diğerlerinden ayıran özelliklerdir. Bu özellikler, toplumun gelenek görenekleri, örf ve adetleridir. Fakat medeniyet, kültürün daha çok maddi kısmıdır. Bu daha çok teknolojik düzey ve bilimle ilgili bilgi birikimidir. Bu bütün insanlıkla ortaktır, bu nedenle Ziya Gökalp bunu medeniyet olarak adlandırır.

Ziya Gökalp’e göre medeniyet karşılaştırılabilir fakat hars (kültür) karşılaştırılamaz.
Avrupa’da aydınlanma ile medeniyet kavramı ön plana çıkmıştır. Bu, aklın ve eleştirinin ön planda olması, geleneklerin çöküşü, bilimin gelişmesi ve doğa kanunlarının keşfedilmesidir. Dünya tarihine bakıldığında pek çok medeniyetten bahsedilebilir. Medeniyetlerin farklılığı, onların doğup geliştiği toprakların ve toplumların farklılığından gelmektedir. Sümerler, Mısırlılar, Asurlar, Helenler gibi medeniyetler buna örnek olarak gösterilebilir.

Bir toplumun kültürü, yaşamda karşılaştığı sorunlara çözüm bulurken ürettikleri aslında bilim ve teknolojinin bilgi birikimine de katkıda bulunmaktadır. Bu medeniyettir, evrenseldir, bütün insanlığın ortak malıdır.